SİZİ DÖVEBİLİR MİYİM?
Sabah fakültede gazetemi okurken olağan(!) üçüncü sayfa haberlerinden biri haline gelen doktor dövme ve öldürme haberlerini okuyordum. Bende konuyla ilgili makam ( hani doktorun elini hastanın cebinden çeken hekim kökenli akademisyen birey !) gibi boş gözlerle bakmaya başlamıştım maalesef bu haberlere.
Odamın kapısının önünde stajyer hekimlerin sesini duymaya başlamıştım. 5.sinif öğrencilerinin stajları bitmiş ve kliniğimizde sınavları vardı. Kendimi ve bu bekleyen genç meslektaşlarımı düşünmeye başladım.
Hepimiz hayalleri olan, hedefleri olan geçlerdik. Üniversite sınavlarında yaklaşık iki milyon üzerinde öğrenci içinde en kötüsü onbininci olan genç insanlardı bu kapıdakiler. Bu arkadaşlar daha yolun başında ;
Ve en onemlisi hepsinin bir umudu var...Ya yolun sonuna geldiklerinde o umut yerini "Can korkusuna" bırakınca ne olacak?
"Umut'tan can korkusuna uzanan bir duygudurum skalası" Darp edilen doktorun çalıştığı Hastane yöneticilerinin açıklamasını gazetede okurken çok anlamlı (!) ifadeler okudum.
"Hiçbir kusuru olmadığı halde darp edilen, ........."diye bir yazı tüylerimi diken diken etmişti. Diyelim ki kusuru var, darp edilme nedeni midir bu durum acaba sayın yönetici? Kusuru varsa hukuk devleti bunun önlemini alıp ve cezasını veremez mi? Cezayı vatandaşın kestiği Mafyöz düzen ne zaman devletin resmi kurumlarının idarecileri tarafından olağan karşılanmaya başlandı. Bu demeci veren Siz Sayın (!) Yönetici ; yöneticilik yaparken kusur işleseniz, mesela ülkemizde çok nadir de olsa gözlenen rüşvet ve irtikap suçuyla suçlansanız, devletin malvarlığı ile ilgili benim de hakkım olduğu için kusuru da siz de bulursam "Sizi dövebilir miyim?".Cevap "Olur mu öyle şey? Canım " Tabiî ki olmaz.
Hekimlerin hakkını korumayan yöneticiler, Hekimlerin kendi aralarinda birbirini karalaması (Örnegin;Bu ameliyatı benden başka kimse yapamaz! Ameliyatının maalesef yanlış olmus! gibi alçakça başka meslektaşını karalamalar v.b.), Hekim hakkı yerine; başka organizasyonlarda sık sık gözlemlenen tabip odalari,Hastalıkları iyileştiremeyen hekimlerin kusurlu olduğuna inanan bir kısım insan topluluğu ve avukatları.....Bu böyle uzar gider. Sistem her yerinden sıkıntılı.. Hocalarımızın yaptığı paternalist yaklaşımların sonucu geldiğimiz nokta bu....
Sınav yaptığım sevgili meslektaslarim; Lütfen umutlarınızın can korkusuna değişimini görmeden karar verin diyesim geldi. Ama;
esas sorum şu olmalı onlara;
Tamam mı? Devam mı?
Sabah fakültede gazetemi okurken olağan(!) üçüncü sayfa haberlerinden biri haline gelen doktor dövme ve öldürme haberlerini okuyordum. Bende konuyla ilgili makam ( hani doktorun elini hastanın cebinden çeken hekim kökenli akademisyen birey !) gibi boş gözlerle bakmaya başlamıştım maalesef bu haberlere.
Odamın kapısının önünde stajyer hekimlerin sesini duymaya başlamıştım. 5.sinif öğrencilerinin stajları bitmiş ve kliniğimizde sınavları vardı. Kendimi ve bu bekleyen genç meslektaşlarımı düşünmeye başladım.
Hepimiz hayalleri olan, hedefleri olan geçlerdik. Üniversite sınavlarında yaklaşık iki milyon üzerinde öğrenci içinde en kötüsü onbininci olan genç insanlardı bu kapıdakiler. Bu arkadaşlar daha yolun başında ;
Ve en onemlisi hepsinin bir umudu var...Ya yolun sonuna geldiklerinde o umut yerini "Can korkusuna" bırakınca ne olacak?
"Umut'tan can korkusuna uzanan bir duygudurum skalası" Darp edilen doktorun çalıştığı Hastane yöneticilerinin açıklamasını gazetede okurken çok anlamlı (!) ifadeler okudum.
"Hiçbir kusuru olmadığı halde darp edilen, ........."diye bir yazı tüylerimi diken diken etmişti. Diyelim ki kusuru var, darp edilme nedeni midir bu durum acaba sayın yönetici? Kusuru varsa hukuk devleti bunun önlemini alıp ve cezasını veremez mi? Cezayı vatandaşın kestiği Mafyöz düzen ne zaman devletin resmi kurumlarının idarecileri tarafından olağan karşılanmaya başlandı. Bu demeci veren Siz Sayın (!) Yönetici ; yöneticilik yaparken kusur işleseniz, mesela ülkemizde çok nadir de olsa gözlenen rüşvet ve irtikap suçuyla suçlansanız, devletin malvarlığı ile ilgili benim de hakkım olduğu için kusuru da siz de bulursam "Sizi dövebilir miyim?".Cevap "Olur mu öyle şey? Canım " Tabiî ki olmaz.
Hekimlerin hakkını korumayan yöneticiler, Hekimlerin kendi aralarinda birbirini karalaması (Örnegin;Bu ameliyatı benden başka kimse yapamaz! Ameliyatının maalesef yanlış olmus! gibi alçakça başka meslektaşını karalamalar v.b.), Hekim hakkı yerine; başka organizasyonlarda sık sık gözlemlenen tabip odalari,Hastalıkları iyileştiremeyen hekimlerin kusurlu olduğuna inanan bir kısım insan topluluğu ve avukatları.....Bu böyle uzar gider. Sistem her yerinden sıkıntılı.. Hocalarımızın yaptığı paternalist yaklaşımların sonucu geldiğimiz nokta bu....
Sınav yaptığım sevgili meslektaslarim; Lütfen umutlarınızın can korkusuna değişimini görmeden karar verin diyesim geldi. Ama;
esas sorum şu olmalı onlara;
Tamam mı? Devam mı?
Yorumlar
Yorum Gönder