ELİTLERİN ROMASINDAN EŞİTLİĞİN ROMASINA
Roma toplumu patriciler, plepler ve köleler olmak üzere üç sınıfa ayrılmıştı. Patriciler, Mülkiyet, devlet memuru ve asker olabilme hakkına sahiptiler. Sosyal yaşam açısından diğer sınıflarda yer alanlara göre daha rahattılar.
Roma’ya sonradan gelip yerleşenler Plepleri oluşturmuştur. Plepler, hiçbir siyasi hakka sahip değillerdir. Daha çok hayvancılık, tarım, ticaret vb. işlerle uğraşmışlardır.
Köleler ise Roma nın işgali altındaki ülkelerden getirilmişlerdir. Patricilerin evlerinde hizmetçilik ya da uşaklık, tarlalarda işçilik ve kâhyalık gibi işler yapmışlardır. Hiçbir hakkı olmayan bu sınıf, efendisinin her istediğini yapmak zorunda kalmıştır.
Sınıflara ayrılmış olan Roma'da ciddi bir savaş başlamıştır. Patriciler (Yönetici Sınıf), kendilerinin Truva'nın ve eski Yunan ve Roma tanrılarının devamı olduklarını iddia ediyorlardı. Dolayısıyla bütün idareci ve rahiplerin haklarının kendilerinde bulunmasını gerektiğini savunuyorlardı.
Patrici ailesine isyan eden Pleb’ler (Yönetilen Sınıf) Kutsal Dağ’da kendi dini ibadet yerlerini inşa edip kendi idareci ve din görevlilerini seçmeye başlamışlardı. Daha sonra Patriciler ve Plebler arasında barış yapıldı ve "12 Levha kanunları" olarak adlandırılan ortak kanunlar yayımlanır . Bu kanunlar, sadece Roma hukukunun değil aynı zamanda geçmişte bir çok ülke tarafından ilan edilen İnsan Hakları Beyannamesi'nin de temeli sayılmaktadır.
Bu kanunlar ile iki toplum arasında adalet ve dürüstlük mekanizmasi kurulmuş ve güçler Patrici’li ve zayıf Pleb’liler tarafından paylaşılmıştır. Böylece, her iki grupta seçme seçilme hakkına sahip olmuştur.
Kabul edilen şartlara göre, fakir pleblerin borçları bağışlanacak ve borçlarından dolayı köleliğe düşmüş olanların hürriyetleri iade edilecekti. Bundan başka plebler, kendi aralarında pleblerin çıkarlarını koruyacak iki memur seçebileceklerdi. (Tribuni Plebis). Her sene pleb meclisi tarafından yeniden seçilecek olan pleb Tribunların sayısı başlangıçta iki olarak tespit edilirken, bu sayı M.Ö.5.yy. ortalarında 10'a çıkacaktı.
Pleb meclisinin Roma teşkilatında bu şekilde yer alması, patrici hakimiyetine ilk darbeyi vurmuştur. Buna karşılık patriciler bazı tedbirler almaya başlamışlar ve dışarıdan Roma'ya gelen yabancı aileleri asil olsalar dahi pleb sınıfına almışlar ve kendi sınıflarının artık kapandığını ilan etmişlerdir. Bundan başka Tribunluğu kaldırmak içinde teşebbüse geçmişlerse de başarı sağlayamamışlardır. Neticede plebler artık kısmen de olsa idareye ortak olmuşlardı. Ana konular üç maddede toplanıyordu;
1*Concilia Plebis'in aldığı kararlar, Patrici meclisinin aldığı kararlara eşit olacak.
2*Provocation, yani vatandaşların itiraz ve temyiz hakkı yeniden iade edilecekti.
3*Pleb Tribunların dokunulmazlıkları kısmen tanınacaktı ve sayıları 10'a çıkarılacaktı.
Roma toplumu patriciler, plepler ve köleler olmak üzere üç sınıfa ayrılmıştı. Patriciler, Mülkiyet, devlet memuru ve asker olabilme hakkına sahiptiler. Sosyal yaşam açısından diğer sınıflarda yer alanlara göre daha rahattılar.
Roma’ya sonradan gelip yerleşenler Plepleri oluşturmuştur. Plepler, hiçbir siyasi hakka sahip değillerdir. Daha çok hayvancılık, tarım, ticaret vb. işlerle uğraşmışlardır.
Köleler ise Roma nın işgali altındaki ülkelerden getirilmişlerdir. Patricilerin evlerinde hizmetçilik ya da uşaklık, tarlalarda işçilik ve kâhyalık gibi işler yapmışlardır. Hiçbir hakkı olmayan bu sınıf, efendisinin her istediğini yapmak zorunda kalmıştır.
Sınıflara ayrılmış olan Roma'da ciddi bir savaş başlamıştır. Patriciler (Yönetici Sınıf), kendilerinin Truva'nın ve eski Yunan ve Roma tanrılarının devamı olduklarını iddia ediyorlardı. Dolayısıyla bütün idareci ve rahiplerin haklarının kendilerinde bulunmasını gerektiğini savunuyorlardı.
Patrici ailesine isyan eden Pleb’ler (Yönetilen Sınıf) Kutsal Dağ’da kendi dini ibadet yerlerini inşa edip kendi idareci ve din görevlilerini seçmeye başlamışlardı. Daha sonra Patriciler ve Plebler arasında barış yapıldı ve "12 Levha kanunları" olarak adlandırılan ortak kanunlar yayımlanır . Bu kanunlar, sadece Roma hukukunun değil aynı zamanda geçmişte bir çok ülke tarafından ilan edilen İnsan Hakları Beyannamesi'nin de temeli sayılmaktadır.
Bu kanunlar ile iki toplum arasında adalet ve dürüstlük mekanizmasi kurulmuş ve güçler Patrici’li ve zayıf Pleb’liler tarafından paylaşılmıştır. Böylece, her iki grupta seçme seçilme hakkına sahip olmuştur.
Kabul edilen şartlara göre, fakir pleblerin borçları bağışlanacak ve borçlarından dolayı köleliğe düşmüş olanların hürriyetleri iade edilecekti. Bundan başka plebler, kendi aralarında pleblerin çıkarlarını koruyacak iki memur seçebileceklerdi. (Tribuni Plebis). Her sene pleb meclisi tarafından yeniden seçilecek olan pleb Tribunların sayısı başlangıçta iki olarak tespit edilirken, bu sayı M.Ö.5.yy. ortalarında 10'a çıkacaktı.
Pleb meclisinin Roma teşkilatında bu şekilde yer alması, patrici hakimiyetine ilk darbeyi vurmuştur. Buna karşılık patriciler bazı tedbirler almaya başlamışlar ve dışarıdan Roma'ya gelen yabancı aileleri asil olsalar dahi pleb sınıfına almışlar ve kendi sınıflarının artık kapandığını ilan etmişlerdir. Bundan başka Tribunluğu kaldırmak içinde teşebbüse geçmişlerse de başarı sağlayamamışlardır. Neticede plebler artık kısmen de olsa idareye ortak olmuşlardı. Ana konular üç maddede toplanıyordu;
1*Concilia Plebis'in aldığı kararlar, Patrici meclisinin aldığı kararlara eşit olacak.
2*Provocation, yani vatandaşların itiraz ve temyiz hakkı yeniden iade edilecekti.
3*Pleb Tribunların dokunulmazlıkları kısmen tanınacaktı ve sayıları 10'a çıkarılacaktı.
Yorumlar
Yorum Gönder