DÜNYANIN İLK MORATORYUMU
VE DUYUN-U UMUMİYE
Osmanlı Devleti'nin borçları 1875 yılının son aylarında 200 milyon altına ulaşmıştı. Bir yılda ödenen borç ve faiz ise on dört milyon altındı. Bu mali politika ile Koca imparatorluk iflasın eşiğindeydi.
Osmanlı Hükümeti’nin tek yanlı alınmış bir kararı olan ödemelere ara verme kararı ile şok olan Avrupalı tahvil sahipleri, Osmanlı Hükümeti üzerinde çeşitli siyasi baskılar kurarak alacaklarını tahsil etme yollarını aramaya koyuldular
Berlin Memorandumu'yla büyük devletler Osmanlı Devleti'nin bir şekilde ekonomik ve siyasi olarak içişlerine müdahale kararı aldılar. Bunun üzerine Hüseyin Avni Paşa'nın Dolmabahçe Sarayı'na darbe yapıp, veliaht Murat Efendi'yi başa geçirmek için Abdülaziz'in tahttan indirilmesine karar verildi. Abdulaziz bu olaydan bir ay sonra bilekleri kesilmiş halde odasında bulundu. V.Murat bu olaydan çok etkilendi. V.Murat çok kısa bir süre padişahlık yaptıktan sonra tahtı kardeşine devretti.
II. Abdülhamid tahta çıktıktan bir süre sonra amcası Abdülaziz'in intihar etmeyip bir suikasta kurban gittiği iddiasıyla bu suikasta katıldıkları ileri sürülenleri başta Mithat Paşa olmak üzere Yıldız Mahkemesi'nde yargılatıp mahkûm ettirdi.
Sultan Abdulhamit aslinda amcasi Abdulaziz'in tahttan indirilme sebebinin dünyanın ilk moratoryumu olan Berlin moratoryumundan sonra yani Osmanlının borçlarını ödememe kararından sonra alındığını biliyordu. Ve bunun neticesinde Osmanlı tahtının el değiştirdiğinin farkına varmıştı.
Abdulhamit bir sekilde bu duruma bir çözüm bulmalıydı. Osmanlı Hükümeti temsilcileri ile Avrupalı alacaklıların temsilcileri bir metin üzerinde anlaştılar. Bu metin hükümet tarafından bir kararname şekline getirildi.
Kararnamede Osmanlı borçlarının yönetimi için bir kurum oluşturulması konusunda anlaşılmıştı. Bu kuruma “Düyun-u Umumiye İdaresi” denilmiştir.
Düyun-u Umumiye İdaresi’nin en yetkili organı olan İdare Meclisi’ydi. Toplam üye sayısı 7 olup, bunlardan 5’i Avrupalı tahvil sahibi temsilcisi, 1’i Osmanlı tahvil sahibi temsilcisi, 1’i de iç borçlar temsilcisi statüsündeydiler.
Kararname gereği idare, kendisine verilen gelirlerin toplanması, tahsili, işletmesi ve tespit edilen plana göre alacaklıların borçlarının ödenmesinden sorumlu idi.
Düyun-u Umumiye İdaresi görünürde Osmanlı İmparatorluğu’nun bir kurumu, gerçekte ise hükümet yerine yalnızca alacaklılara karşı sorumluğu bulunan bir yapılanmaydı. Zamanla adeta Osmanlı ekonomisi denetleyen ikinci bir maliye durumuna geldi.
Yorumlar
Yorum Gönder