DÖRDÜNCÜ MURAT SERT OLMASINDA KİM                                      OLSUN?


          Genç Osman’ın başına gelen acı felaket ve yerine geçen amcası Sultan Mustafa'nın  kısa bir süre sonra tahttan indirilmesi üzerine henüz on bir yaşında iken  Osmanlı tahtına çıktı. Yaşı küçük olduğu için, devleti kendi başına yonetemeyeceği  görüşü hakim olunca annesi Mahpeyker Kösem Sultan Saltanat Naibesi olarak atandı.
           Tahta geçtiğinde, iç ve dış işlerdeki karışıklıklar devam ediyordu. İdari işler karışık olduğundan, Yeniçeri ve Sipahi askerleri zorbalığa baş vuruyorlardı. Her cuma Bab'us Selam kapısında bu isyancı yeniçerilerle görüşüp, yenicerilerin istediği tabiri caiz ise kelleleri onlara veriyordu. Ve bu sırada  4.Murat daha ergenliğe yeni adım atıyordu.
             Saltanat Naibesi  Mahpeyker Kösem Sultan iş başına kıymetli devlet adamları ve kumandanlar getirerek, ortalığı düzeltti. İran Şahı,  Bağdat’ı işgal ederek, otuz bin  kişiyi, kılıçtan geçirmişti.
            Rus Kazakları ise kayıklarla Karadeniz sahilindeki bazı köyleri yaktılar. Sadrazamlığa getirilen Hafız Ahmed Paşa, Kazakların iki yüz elli kayığı batırılarak, dört bin kadarını öldürdü. Hafiz Ahmet Pasa sonrasında Bağdat'ı tekrar almaya çalıştı.Sekiz ay kuşatmadan sonra şair olan Paşa bir şiir ile yardim ister ve görevinden azledilir.
          Sadrazamlığa getirilen Kayserili Halil Paşa, tekrar başlayan Safevi saldırılarına karşı başarısızlığı üzerine 6 Nisan 1628’de  Hüsrev Paşa  sadrazam olarak atandı. Safevilere  karşı iki kez  zafer kazandı. İranlılar mağlup olunca, Anadolu’da asayiş temin edildi.
         Dördüncü Murat'ın ergenliğinden yararlanmak isteyen yeniçeriler, İstanbul’da zorbalık ve halka  kötü muamele yapıyorlardı. Sadrazam Hüsrev Paşanın azlini bahane eden ayaklanarak saraya yürüdüler. Yeniden sadrazam olan  Hafız Ahmed Paşayı öldürdüler.              Bundan sonra yeniçeri ve sipahilerin zoru ile sadrazam olan Recep Paşa döneminde İstanbul’da olaylar cok uzun süre devam etti. En küçük bir olayda, Recep Paşanın emriyle harekete geçen yeniçeriler , yeni kelleler istiyorlardı.
       Sultan Murad Han, 8 Haziran 1632’de devlet idaresini bizzat eline aldı. İsyancıların elebaşı olan Topal Recep Paşayı öldürttü. Yeniçeri ve sipahi ocaklarını sindirerek, zorbalıkların önüne geçti. Kahvehaneleri ve meyhaneleri kapatarak, tütünü ve alkollü içkileri yasakladı. Çünkü zorba yeniçeri ve sipahilerin ocakları dışında bir yerde toplanmasını istemiyordu.  Emri dinlemeyenlere şiddetli cezalar verileceğini ilan edip, çok sıkı kontroller yapıp ve tedbirler alıyordu.
      Önce ayaklanmaların olduğu  Lehistan'a Sefere çıktı. Osmanlı ordusu Edirne’ye geldiğinde, Lehistan hükümeti sulh istedi ve antlaşma sağlandı.
       Sultan Dördüncü Murad , Safevi saldırılarının önüne geçmek için ordunun başında sefere karar verip, hazırlıkları tamamladı. Revan Kalesine yapılan sefer boyunca ordunun başında bulunup, askerlerle alakadar olan, kuvvet, heybet ve dehşetinden ürkülen Sultan Murat'a ordu içinde büyük bir emniyet ve hürmet hissi uyandı. Sultan Murat kuşatmanın ilk gecesi yaralanan askerleri hastane çadırlarında tedavi ettirirken  top atışlarında bulunulması askerleri coşturdu. Safeviler, vire ile teslim olmak istediklerini bildirdiler. Revan kalesini aldıktan hemen sonra  Bağdat Seferine çıktı.
        Bir ihanet sebebiyle Safevilerin eline düşen Bağdat, artık kesin olarak Osmanlı idaresine geçmişti.
       Bu zaferden sonra Bağdat fatihi diye anılan Dördüncü Murat Han, ordu ile Sadrazam Mustafa Paşayı Bağdat’ta bırakarak İstanbul’a dönmeden önce,  aşağı yukarı bugünkü Türk-İran sınırının tespit edildiği Kasr-ı Şirin Antlaşması imzalandı (17 Mayıs 1639).
        Gut (Nikris) hastalığından muzdarip bulunan Sultanın durumu ağırlaştı. İmam Yusuf Efendi, hasta yatağının başında Yasin-i şerif okurken vefat etti.
       Sultan Murat tahtı  aldığında  bomboş olan Osmanlı hazinesinde  vefatından sonra  , on beş milyon altın olup, gümüş paranın haddi hesabı yoktu.
        Avrupa, baştan başa istihbarat ağı ile ördürmüştü. Avrupalıların en gizli sırları, Osmanlı Sarayına gününde ulaşıyor ve ona göre tedbirler alınıyordu.
        Tahta çıktığında, neye yaradığı belli olmayan yüz bin yeniçeri varken, vefatında itaat altına alınmış otuz beş bin yeniçeri bulunuyordu.
         Sipahileri intizam ve itaat altına alarak, bunların ve bir takım bozguncuların toplandığı yerler olan kahvehaneleri kapatarak asayişi temin etti. Yeniçerilik tahsisatının şuna buna yemlik olması suiistimalini kaldırarak, yeniçeriliği ıslah etti. Vefatında içte ve dışta huzurlu ve itibarlı bir devlet bıraktı.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar