CİNCİ HANI 

            

         Safranbolu doğumlu Hüseyin Efendi, ilk tahsilini babası Şeyh Mehmet Çelebi’den almıştı. Babası ona, sihir ve büyü ile ilgili de özel bilgiler anlatıyordu. Hüseyin Efendi   medrese eğitimi almak için Süleymaniye Medresesi’nde eğitim almaya başlamıştı. Hüseyin Efendi’nin en büyük arzusu, İstanbul’da zengin olmaktı. Bunun da en kısa yolunun; saraydan geçtiğini gayet iyi biliyordu.

       Osmanlı  sarayının  üç önemli  valide sultanından biri olan Kösem Sultan, onbeş yaşında şehzade I.Ahmet'e Haseki Sultan oldu. Padişah  III.Mehmet vefat edince şehzade I.Ahmet padişah oldu.

         I.Ahmet  ölünce önce tahta geçen kocasının kardeşi Sultan I. Mustafa ve daha sonra da kocasının başka hanımından doğan oğlu Sultan II.Osman'ın padişahlığı sırasında  devlet işlerinde çok etkin olmaya başlamıştı.

        Fakat II. Osman(Genç Osman) yaşı çok genç olmakla birlikte Kösem Sultan'ın devlet işlerine çok karışmasından rahatsız oluyordu  ve Kösem Sultan'ı eski sarayına geri gönderdi.
         Genç Osman'ın tahttan indirilmesi ve tekrar yerine geçen I. Mustafa'nın da tekrar tahttan indirilmesi üzerine tahta nihayet Kösem Sultan'ın kendi oğlu
 IV. Murat çıktı.  IV. Murat tahta çıktığında sadece 11 yaşındaydı ve Kösem Sultan artık oğlu adına devleti büyük ölçüde yönetmeye başlamıştı.

        Sultan Murat'ın genç yaşta ölümü üzerine tahta Kösem Sultan'ın diğer oğlu İbrahim çıktı ve Kösem Sultan tekrar iktidar olmuştu.             Hüseyin Efendi İstanbul’da bir taraftan eğitimine devam ederken bir taraftan da şifa arayan hastalara da cin işleri dolayısıyla okuyup şifa verdiğini iddia ediyordu. Hatta  tüm geçimini sadece bu işten sağlamaya başlamıştı. Ama bu durum medresedeki müderrisler tarafından hiç hoş karşılanmadı. Bu nedenle  Huseyin Efendi'yi medreseden mezun etmediler. Hüseyin Efendi’nin şöhreti kısa bir zamanda İstanbul’a öyle bir yayıldı ki adı her yerde ‘Cinci Hoca’ya çıktı.     Osmanlı Hanedanı;  İbrahim tahta çıktığında  büyük bir kriz yaşıyordu. İbrahim hanedanın tek erkek varisi durumundaydı ve acil bir şekilde hanedanın devamını sağlama zorunluğu vardı. Oysa I. İbrahim bir ölçüde dengesiz görünüyor ve kadınlarla olan ilişkilere ilgi duymuyordu.        Osmanlı hanedanının devamını sağlama görevi Kösem Sultan'a düşmüştü. Sultan İbrahim'i tedavi amacıyla ülkenin her yanından üfürükçüler getirtildi. Bu üfürükçülerin en ünlüsü Cinci Hoca lakabıyla tanınan Safranbolulu Hüseyin Efendi'ydi.         Hüseyin Efendi’nin talihi burada da yanındaydı, zira Sultan İbrahim için daha evvel tarifini Anadolu’daki dervişlerden işitip de hazırladığı kuvvet macunları işe yarayacaktı, okuyup üflemesi de Sultan’ın ruh halinde  olumlu etkilemişti.       Nihayet İbrahim'in tahta çıkmasından 2 yıl sonra şehzade Mehmet doğdu, Kösem Sultan  Hüseyin Efendi'ye Safranbolu'da "Cinci Hanı" olarak anılan bir hanın yapılması için maddi destek verdi. Kendisine Sultan’ın emriyle bir saray inşa edilmişti.       Sultanın iltifatını kazanan Hüseyin Efendi, padişah hocalığına, 1644 yılının Mayıs ayında da Anadolu kazaskerliğine getirildi.       Zamanla Cinci Hüseyin Efendi, hem büyük bir şöhretin hem de akıllara ziyan bir servetin sahibi oldu. Lakin hakkında ortada dolaşan  dedikodular sarayı rahatsız etmiş, bu durum kazaskerlik görevinden azledilerek İzmit’e sürülmesine neden olmuştu. Sürgünden İstanbul’a geri dönmeyi başarıp tekrar ümitlenen Hüseyin Efendi'nin umutları Sultan İbrahim’in tahttan indirilip öldürülmesiyle tamamen sönmüştü.

        Hoca bundan sonra ne yapacağını kafasında tasarlarken kendisinden, IV. Mehmet’in cülusu münasebetiyle kapıkulu askerlerine dağıtılacak bahşiş için 200 kese akçe istendi. Fakat Hüseyin Efendi istenen tutarı ödemeye yanaşmadı. Lakin öldürülme riskini göze alamadığından ayarı düşük altınlardan bir miktar vermeye razı oldu. Ancak askerler tarafından evinin basılmasına engel olamadı.          Hüseyin Efendi’nin evindeki aramalarda  bulunan tüm mücevherat ve değerli eşya kendisinin gözü önünde satışa çıkarıldı.Tarla ve köylerinin tapuları alındı.   Hüseyin Efendi  mallarının haksız yere alınıp peşkeş çekildiğini, padişaha bunun onda birinin bile verilmediğini ileri geri konuşması, sarayı rahatsız etti. İdamına karar verilen Cinci Hüseyin Efendi, 1648’de öldürüldü.

             

      

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar