BİZANS TARİHİNDEKİ ÜÇ KARA GÜN
İlk üç sefer anakaradan yapılmıştı. Ancak bu yolu karadan aşmanın güçlükleri gözlenmişti. Dördüncü Haçlı seferi için mutlaka deniz yolu tercih edilmeliydi. Ve binlerce kişilik bir kafileyi denizde organize edebilecek tek bir millet vardı, o da Venediklilerdi. Çünkü Venediklilerin son derece güçlü bir donanması vardı . Ancak Venediklilere ödenecek para gerçekten büyük bir sorun oluşturmaktaydı.
Aynı yıllarda Konstantinopolis’te ise taht krizi yaşanıyordu. Angelos (Angelus) hanedanlığının üyeleri birbirleri ile savaş halindeydi. Hanedanın en genç üyesi Aleksios Avrupa’ya kaçmıştı. Çünkü imparator olan amcası babasının gözüne mil çektirip zindana atmıştı.
Prens Aleksios, Venediklilere söz verilen paranın toparlanamadığını öğrenmişti. Latinlere, maddi destek paralı asker temin etme sözünü vermişti. Hatta Amcasının tahtan indirilmesini sağlarlarsa, bazı tarihçilere göre Katolik Kilisesi ile Ortodoks Kilise’sinin birleştirileceği sözünü dahi vermiştir.
Haçlı donanması İstanbul önlerine gelince ilk işleri Kadıköy ile Üsküdar çevresini istila edip yağmamak oldu. Prens halkın kendisini destekleyeceğini sanarken karşısında Katolik donanmasını gören Konstantinopolis halkı, direnişe geçti. Bunun üzerine Latin Katolikler ile Bizans halkı arasında ciddi bir savaş başladı.
İlk başlarda direnen Bizans İmparatoru Aleksios Kommenos, yüzlerce kilo altın ve mahiyeti ile İstanbul’u terk edince direniş kırıldı. Hükümdarsız kalan Konstantinopolis, kısa süre sonra teslim oldu.
Haçlılar, kendileriyle anlaşan prensi imparator ilan edip kendilerine vaat edilenlerin sunulması beklediler. Çok geçmeden Bizanslı bir soylu ve saray asilzadesi olan üst düzey bir bürokrat, olanları içine sindiremeyip yeni hükümdarı tutuklattırıp boğdurttu ve kendini Konstantinopolis’in yöneticisi ilan etti.
Katolikler, durumu bahane ederek İstanbul’u işgal ettiler. İstanbul’a giren Latinler, şehri tam üç gün boyunca yağmaladılar. Yalnız bu sıradan bir yağma değildi. Çünkü burada bir Katolik İmparatorluğu kurulacak ve yaklaşık 57 yıl sürecekti.
Tam 900 yıllık tarihi birikim resmen kurutulacak, Bizansın tüm hazinesi boşaltılacaktı… Bu işgalden sonra kiliseler, kütüphaneler, hamamlar, senato binaları ve saraylar çok büyük zarar gördüler .
Aya Sofya’nın içindeki işlemelerden Tunç Boğa heykeline, Çemberlitaş’ın üstündeki haçtan Hipodrom’daki heykellere kadar her türlü altın ve metal eritilerek ya paraya çevrildi ya da İtalya’ya yollanmıştı… İlk üç günde sayısız kadına tecavüz edilirken, erkekler öldürülmüş yahut köle edilmişti… Çok sayıda insan, pazarlarda satılmıştı. İnsanlar evlerinden edilirken ellerindeki her şey de alınıyordu… Kısacası hem İstanbul tarihinin hem insanlık tarihinin en acımasız ve utanç verici yarım asrı, bu üç günle başlamış oluyordu…
İlk üç sefer anakaradan yapılmıştı. Ancak bu yolu karadan aşmanın güçlükleri gözlenmişti. Dördüncü Haçlı seferi için mutlaka deniz yolu tercih edilmeliydi. Ve binlerce kişilik bir kafileyi denizde organize edebilecek tek bir millet vardı, o da Venediklilerdi. Çünkü Venediklilerin son derece güçlü bir donanması vardı . Ancak Venediklilere ödenecek para gerçekten büyük bir sorun oluşturmaktaydı.
Aynı yıllarda Konstantinopolis’te ise taht krizi yaşanıyordu. Angelos (Angelus) hanedanlığının üyeleri birbirleri ile savaş halindeydi. Hanedanın en genç üyesi Aleksios Avrupa’ya kaçmıştı. Çünkü imparator olan amcası babasının gözüne mil çektirip zindana atmıştı.
Prens Aleksios, Venediklilere söz verilen paranın toparlanamadığını öğrenmişti. Latinlere, maddi destek paralı asker temin etme sözünü vermişti. Hatta Amcasının tahtan indirilmesini sağlarlarsa, bazı tarihçilere göre Katolik Kilisesi ile Ortodoks Kilise’sinin birleştirileceği sözünü dahi vermiştir.
Haçlı donanması İstanbul önlerine gelince ilk işleri Kadıköy ile Üsküdar çevresini istila edip yağmamak oldu. Prens halkın kendisini destekleyeceğini sanarken karşısında Katolik donanmasını gören Konstantinopolis halkı, direnişe geçti. Bunun üzerine Latin Katolikler ile Bizans halkı arasında ciddi bir savaş başladı.
İlk başlarda direnen Bizans İmparatoru Aleksios Kommenos, yüzlerce kilo altın ve mahiyeti ile İstanbul’u terk edince direniş kırıldı. Hükümdarsız kalan Konstantinopolis, kısa süre sonra teslim oldu.
Haçlılar, kendileriyle anlaşan prensi imparator ilan edip kendilerine vaat edilenlerin sunulması beklediler. Çok geçmeden Bizanslı bir soylu ve saray asilzadesi olan üst düzey bir bürokrat, olanları içine sindiremeyip yeni hükümdarı tutuklattırıp boğdurttu ve kendini Konstantinopolis’in yöneticisi ilan etti.
Katolikler, durumu bahane ederek İstanbul’u işgal ettiler. İstanbul’a giren Latinler, şehri tam üç gün boyunca yağmaladılar. Yalnız bu sıradan bir yağma değildi. Çünkü burada bir Katolik İmparatorluğu kurulacak ve yaklaşık 57 yıl sürecekti.
Tam 900 yıllık tarihi birikim resmen kurutulacak, Bizansın tüm hazinesi boşaltılacaktı… Bu işgalden sonra kiliseler, kütüphaneler, hamamlar, senato binaları ve saraylar çok büyük zarar gördüler .
Aya Sofya’nın içindeki işlemelerden Tunç Boğa heykeline, Çemberlitaş’ın üstündeki haçtan Hipodrom’daki heykellere kadar her türlü altın ve metal eritilerek ya paraya çevrildi ya da İtalya’ya yollanmıştı… İlk üç günde sayısız kadına tecavüz edilirken, erkekler öldürülmüş yahut köle edilmişti… Çok sayıda insan, pazarlarda satılmıştı. İnsanlar evlerinden edilirken ellerindeki her şey de alınıyordu… Kısacası hem İstanbul tarihinin hem insanlık tarihinin en acımasız ve utanç verici yarım asrı, bu üç günle başlamış oluyordu…
Yorumlar
Yorum Gönder