TAMAMLANAN  BAĞIMSIZLIĞIMIZ

        Osmanlının son yüzyılında liman kentlerine yerleşen   tüccarlar  Osmanli ekonomisi alaninda   bilgi  ve güç sahibi oluyorlardı. Yabanci ülke Konsolosları bu tüccarlara hem yardımcı oluyor, hem de yapılan ticaret hakkında ülkelerine raporlar yolluyorlardı. Kurulan ticaret  şirketleri yabancı  bankalarla rahatlıkla  yatırım yapabiliyor ve hareket alanı bulabiliyordu. Bulundukları kentleri bir taraftan da değiştiriyor ve dönüştürüyorlardı. Sigortacılık sektoründe yabanci sermayenin etkisi giderek  genişliyordu.                                      Osmanli topraklarindaki  yabancılar, Osmanlı Devleti’nin ekonomisinin bağımlı duruma gelmesini ve Avrupa sermayesinin birçok alana  yayılmasını  sağlıyorlardı.
        Osmanlı Devleti’nde deniz ticaretinin hemen her alanında  yabancılar egemendi. Deniz fenerlerini  yapan  ve  işletenler bile Fransızlardı.  Haliç’te deniz ulaştırmasını İtalyanlar yapiyordu. Demiryollarında Fransızlar ve Almanlar arasındaki çekişme çok ileri derecede artmıştı. Aldıkları imtiyazlarla yapacakları demiryolu malzemelerini  denizyolu ile  getiren Almanlar, Osmanlı ekonomisi üzerindeki paylarını her geçen  gün arttırıyorlardı.  Karantina işleri ile uluslararası bir komisyon ilgileniyordu. O kadar bu konuya hakim olmuşlardı ki;  Avrupalı  tüccarlar, İstanbul’da  1901  yılında  İstanbul Deniz Ticaret odasını, 1913 yılında  İzmir  Deniz  Ticaret Odası'nı kurmuşlardı.
           Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı’nın ardından hem maddi hem de manevi anlamda büyük yıkıma uğradı. Mondros ateşkes anlaşmasının imzalanması ile boğazlar ve limanlar yabancı ülkelerin yönetiminin eline geçti. 4 Mart 1923 ‘de İzmir’de Türkiye İktisat Kongresi toplandı. Bu kongrede yeni Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ekonomisine güç sağlayabilecek çözümler konuşuldu.
      20 Nisan 1926’da Kabotaj kanunu kabul edildi, 1 Temmuz 1926’da yürürlüğe girmesiyle Türk limanları özgürlüğüne kavuştu.
        Kabotaj Kanununun bir hükmünde; “ Türkiye limanları ve sahilleri arasında yük ve yolcu taşınması ile klavuzluk ve römorkaj hizmetleri, Türk vatandaşları ve Türk bayrağı taşıyan gemilerce yapılır.”  Bu yasaya göre Türkiye Cumhuriyeti Devletinin tüm karasuları ve limanları arasındaki deniz ticareti, yolcu taşımacılığı, dalgıçlık, rehberlik, kaptanlık, tayfalık vs. hepsi yeni Türk Devletinin yönetiminin altına girdi. Bu yasa ile beraber Türkler kendi limanlarında,  akarsularında, göllerde, Marmara Denizi ve boğazlarda tam bağımsızlığı kazanmış oldu. Yabancı devletlerin gemilerinin, sadece Türk ve yabancı devletlerin limanları arasında ticaret yapabileceği belirtildi. Böylelikle ekonomide ilk bağımsızlık elde edildi.
      Ve  Türkiyenin ekonomik bağımsızlığı tamamlanmış oldu.Bu yüzden Kabotaj bayramı ihmal edilmemesi gereken bir gün  ve önemi de tüm gençlere anlatılması gereken bir tarihtir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar