KÖLELİKTEN IMPARATORLUĞA BİR ÖMÜR

          Türkistanlı olan küçük yaşta köle olarak Türkistan’dan Nişâbûr’a getirilen Kutbuddin Aybek Nişâbûr’da bölge vâlisi ttarafından satın alındı.
           Bölgenin Kadısı  köle olmasına rağmen asaleti, zekâsı ve hareketlerini beğendiği  Kutbüddîn Aybek’in çocuklarıyla eğitim almasını sağladı. Kur’ân-ı kerîm okumayı, fıkıh ve lüzumlu ilmihâl bilgilerini, yazı yazmayı, ata binip ok atmayı, kılıç ve her türlü silâh kullanmayı  öğretti.
            Kutbüddîn; yetiştirildikten sonra, cihâdlara katılması için Gazne’de Sultan Muizzüddîn Muhammed Gûrî’ye verildi.
Sultan Muhammed Gûrî, Kutbüddîn Aybek’i kendisine yakın görevlere atadı. Bu görevlerde komşu beylere karşıve Hindistan’da kazandığı başarılar ile dikkat çekti.
           Sultan Muhammed, Delhi seferinden dönüşünde Kutbüddîn Aybek’i, valiliğe tâyin etti. Kutbüddîn,  hemen Kuhram şehrini îmâr etti. Bölgedeki insanlara etnik kökenine bakmadan adalet ile hizmet etti. Puthanâleri Yıktılararak Yerine Camiler yaptırdı.
         1192 senesinde Delhi’yi zaptetti. 1199 senesinde de Malvah ve çevresindeki beldeleri feth etti ve  bölgede Hindû hâkimiyeti yıkılıp İslâm idaresi tesis etti.
          Sultan Muizzüddîn, 1206 senesinde vefât edince, Lahor’a giden Kutbüddîn Aybek, sultanlık teklifini kabul etti. Kuzey Hindistan’a hâkim olup, Delhi Türk Devleti’nin temelini attı. Ölen sultanın kardeşi ve batı Gurluları sultânı Gıyâseddîn Mahmûd, bu duruma rızâ gösterip, Kutbüddîn’e Melik ünvanını verdi. Kutbüddîn Aybek, 1210 senesinde harb tâlimi için, çevgan oynarken, geçirdiği bir kaza sonunda vefât etti.
         Târih-u Fahrüddîn Şah’da onun hakkında şöyle yazılmaktadır: “O öyle bir adalet kurmuştu ki, etrafına toplanmış çeşitli ülkelerden ve kabîlelerden insanların çokluğuna rağmen, kimse kimseden zorla ne bir tutam ot, ne de bir lokma ekmek alabildi.”
         Tâc-ül-meâsir’de de : “Aybek’in sulh ve sükûn içinde geçen idaresinde, hazînelere muhafız koymaya, sürülere çoban tutmaya gerek yoktu. Kurtla, kuzu aynı kaynaktan su içiyordu. Hırsız ve hırsızlığın adı bile duyulmazdı.”        

Yorumlar